|
|
|
|
| God, Allah Allah belasini versin! Damn! Allah bilir God knows Allah rahatlik versin good night Allah rahmet eylesin May God rest his soul Allaha sükür thank God Allahtan fortunately, luckily |
|
|
|
|
|
|
Sözlükte son aranan 20 kelime |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
selam : greeting, saluteünl.hi! selam söylemek to give one's kind regards to selam vermek to greet, to salute
|
|
|
ben : I a. mole, beauty spot
|
|
|
hast : acele hasten acele etmek hastig aceleci
|
|
|
|
|
|
|
nicht : degil nicht wahr? degil mi? Nichtangriffspakt r saldirmazlik pakti
|
|
|
elma : apple ask. company
|
|
|
akil : Vernunft e; Geist r; Gedächtnis s; Sinn r; Intelligenz e akil erdirmek begreifen akil ermez unvernünftig akil etmek an etw denken akil hastanesi Irrenanstalt e akil hastasi Geisteskranke e,r akil vermek raten akilda tutmak behalten akla yatkin rational, vernünftig akli basina gelmek zur Besinnung kommen akli basinda vernünftig, klug akli ermek verstehen aklina gelmek in den Sinn kommen aklina koymak sich etw in den Kopf setzen aklinda tutmak im Kopf behalten aklini basina toplamak ernüchtern aklini oynatmak den Verstand verlieren
|
|
|
köylü : aldeano/a /m/f/, lugareño/a /m/f/, labriego/a /m/f/, campesino/a /m/f/
|
|
|
ek : adicional, suplementario; suplemento /m/, añadidura /f/, anexo /m/, apéndice /m/
|
|
|
yer : lugar /m/, sitio /m/, punto /m/; plaza /f/, asiento /m/, silla /f/; suelo /m/; posición /f/; emplazamiento /m/ yere yikmak revolcar yeri gelmisken a propósito yerin dibine geçmek sofocarse yerinden oynatmak remover yerine getirmek cumplir con, ejecutar yerine koymak sustituir yerini almak reemplazar
|
|
|
ateş : fuego /m/; calentura /f/; (vücutta) fiebre /f/, temperatura /f/ ates almak prenderse, disparar ates etmek tirotear, disparar atese vermek incendiar atesi olmak tener fiebre
|
|
|
big : büyük, iri, kocaman
|
|
|
|
|
as : -digi sirada, -ken; -digi için, çünkü as ... as kadar ... as follows asagidaki gibi as for -e gelince as if sanki; -mis gibi as long as sürece; mademki as though sanki; -mis gibi as usual her zamanki gibi as well de, da as well as gibi, kadar
|
|
|
|